<bgsound src=""http://www.muzik1.com/play.php?id=a3107""> MUZIK - ONDAN BUNDAN - Blogcu



Google
ONDAN BUNDAN

SAHİBİNİN SESİ

HER TELDEN SAYIN KARDEŞİM...


Bağlantılarım

» Ana Sayfa
» Profilim
» Arşiv
» Arkadaşlarım
Bloglar Alemi

Burcunuzu seçin, falınızı okuyun

Muneccim.com 'un katkılarıyla

FREAKY'S FREAKS

LAGALUGA
SOZLER
TARIH
DUSUNDURENLER
MUZIK
SIIR
TEKNOLOJI
REHBERLIK
MENFAAT

LAZIM OLURSA DIYE

GUZEL INSANIN BLOGU
ARADIGINIZI BULUN...!!!
BUGUN DEPREM OLDU MU?
SIIR SEVENLER ICIN
BIRAZ DA HABERLERE BAKAK
KİM BU ARAYAN KARDESIM
INMECEE INDIRMECEEEEEEEE
SELIM SUMLU - BLOGDAS
ILSUUUUUUU - BLOGDAS
MURAT KARUN - BLOGDAS
MUSICA - ONLINE
NIYE BANA CIKMIYOR
Try Our Toolbar

BİR DE BENİM SESİMDEN DİNLEYİN BAKALIM

www.herkesdinlesin.com/yorumcu

 

naçizane yorumlarım bu linkte yer almakta... rock ve blues kategorisinde bulunan üstadlarım cem başak, burak deran ve kaan tiryakioğlunu özellikle tavsiye ederim, iyi dinlemeler...


Tarih: 23:55, 8/11/2006 Kategori: MUZIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı

HADİSE MP3

 

BENİ TANIYANLAR BİLİR,  İNTERNETTE MP3 ARAMAM PEK... GİDERİM TORBA DOLUSU PARA VERİP ORJİNAL ALIRIM :-))))

FAKAT HADİSE'NİN "STIR ME UP" ŞARKISINI (BENDE OLMASINA RAĞMEN) RESMEN ARADIM... ŞARKIYA KAFAYI TAKANLAR VARSA GAYET RAHAT İNDİRİLEBİLEN BİR LİNK ADRESİNİ SİZE BİLDİREYİM DEDİM... NE DE OLSA SIKI BİR POP PARÇASI...

 

http://www.mp3-turka.com/h_bedava_mp3_indir.htm


Tarih: 12:59, 2/12/2005 Kategori: MUZIK
Yorum (3) | Yorum yaz | Bağlantı

HADİSE - STIR ME UP AVRUPA'DA OLAY YARATMIŞ!

 

               Hadise, Belçika'da yaşıyor. 20 yaşında. Orada yapılan bizdeki "Popstar" benzeri bir yarışmayla yıldızı parladı. Diğer single'ları "Sweat" ve "Milkchocolate Girl" de çok başarılı. Bizim röportajı yaptığımız gün (3 Kasım Perşembe) de 14 şarkılık "Sweat" isimli albümü Belçika'da piyasaya çıktı. Albümün de single'ları gibi listelere girmesi bekleniyor. Bir sonraki adımda da Polonya, Almanya gibi diğer Avrupa ülkelerinde albümü yayınlanacak.
              Albümünde bir Türkçe şarkıya yer veren, "Sweat"te olduğu gibi çoğu şarkısında mutlaka ara ara bizim çok alışık olduğumuz nağmeleri kullanan Hadise sorularımızı (SORULARI SORAN BEN DEĞİLİM  ) e-posta yoluyla cevapladı. Turneye çıkarsa mutlaka Türkiye'de de konser vereceğini belirten Hadise, "Mutlaka Türkiye'yle ilgili bir şeyler katmaya çalışıyorum çalışmalarıma çünkü sonuçta ben bir Türk, Çerkez kızıyım.

                                 ...DEMİŞ...

BAŞKA NE DEMİŞ... İŞTE BU SİTEDE YAZIYOR...         

http://www.milliyet.com.tr/2005/11/09/cumartesi/axcum02.html

 

                     İNDİRMEK İÇİN ŞARKIYI

http://www.mp3-turka.com/h_bedava_mp3_indir.htm


Tarih: 16:26, 14/11/2005 Kategori: MUZIK
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

TİMUR SELÇUK

 

...devrimci,sosyalist söylemini değiştirmedi Timur..Allah sevgisini de..Konser yorgunluğu geçtikten sonra oteline çekilip Kuran okurdu ve bu özelliğinin bilinmesini istemezdi.Bugün herkes Timur Selçuk değişti mi diye soruyor birbirine..Timur ne bugün değişir,ne yarın..Daima emekten yana..Ahlaktan yana..

(Dönek diyenler için bu paragraf... dönen falan yok, adam inançlı bir adam olarak sosyalist... olamaz mı yani?)

...Timur bugün 58 yaşında..Babası Münir Nurettin Selçuk’un şarkılarını senfoni orkestrası ve Türk müziği sazlarıyla seslendirdiği “Babamın Şarkıları” ile yine gündemde..Bu çalışmalara daha 6o lı yıllarda başlamış Timur..Şarkıları kendi deyimiyle” onları örseleyip incitmeden”bugüne aktarmayı hedefleyen bir proje..12 şarkıdan oluşan albümün devamı da var .. (2003 yılından bahsediyoruz)

(diyorlar ki babasının mirasını kullanıyor... böyle bir iddiada bulunmak ne kadar da can acıtıcı, onlarca beste yapan, son derece üretken bir insan için... düşünsenize, 20 yaşında bir gençken ispanyol meyhanesi gibi bir şarkıyı besteleyebilen bir üstün yetenekten bahsediyoruz burada... buna ihtiyacı hiç olmamış ki...)

DİPNOT: ŞUNU BİLİR ŞUNU SÖYLERİM; SEV YA DA SEVME AMA TAKDİR EDECEKSİN! HA BEN SEVİYORUM O AYRI MESELE...


Tarih: 09:44, 13/11/2005 Kategori: MUZIK
Yorum (1) | Yorum yaz | Bağlantı

HAKAN KURŞUN ABİMİ SEVİYORUM DA TANITAYIM DEDİM

 

'Nev-i şahsına münhasır' deyişini hep bol keseden kullanırız. Ancak Hakan Kurşun gerçekten de Türkiye'nin en nev-i şahsına münhasır müzisyenlerinden biridir. Hakan Kurşun'u 'özel' kılan, yıllarca yurtdışında yaşaması nedeniyle şarkılarını bozuk bir Türkçeyle seslendirmesi değil. 1994 yılında çıkardığı 'Kaos'u ve bu albümde yer alan 'Boğazın Üstünde' isimli parçayı, parçanın sözlerini ve sound'unu hatırlayın. Başkaydı. Yedi yıl sonra 2004'te çıkardığı 'Kütle' adlı albümü de öyle. Hakan Kurşun hep 'kendi müziği'ni yaptı. Bu 'özel' müzisyen artık, Universal, Sony BMG ve Warner ile birlikte dünyanın en büyük plak şirketlerinden EMI'ın Türkiye ofisinin başında yani EMI Müzik Türkiye'nin genel müdürü.

 

ayrıntılar için: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=139761

 

1994 yılında tesadüfen almıştım bu albümü, yine tesadüfen aldığım başka bir albüm (yuhu-azeri rock grubu) ile birlikte döne döne aylarca yıllarca dinlediğim bir albüm oldu.. sonra biri istedi ve bir daha getirmedi... bir daha aldım.. tarzınıza uyuyorsa gerçekten de takdire şayan bir müzisyen...

yuhu grubu da dağıldı ama bir şarkısı vardır, bulursanız kaçırmayın: "hazerin sahilinde"... blues formunda azerice insanı hançerleyen bir nağmesi var...

 


Tarih: 15:20, 12/11/2005 Kategori: MUZIK
Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

FAZIL SAY

FAZIL SAY'IN UÇAK YOLCULUĞU



Dünyanın tanıdığı bir piyanist olmayı yalnızca olağanüstü yetenekle açıklamaya kalkarsanız büyük hata edersiniz. Üstün başarı, içinizdeki şeytanla tanışıp onunla savaşmaya ve onu yenmeyle açıklanabilir ancak. Hiçbir başarı tesadüfi değil...

Üç yaşında notalarla, onsekiz yaşında "İçindeki Şeytan"la tanışan ünlü piyanistimiz Fazıl Say'ın geçtiğimiz günlerde piyasaya çıkan kitabı "Uçak Notları"nı*, yalnızca müzikle ilgilenenler, sanata ilgisi olanlar değil, çocuk yetiştiren anne-babalar mutlaka okumalı.

Ailenin, minicik bir çocuğun yeteneklerini keşfedip, desteklemesinin ne kadar önemli olduğunu farkediyorsunuz. Ve kendinize sormadan edemiyorsunuz: "Genç Say entelektüel kaygılardan uzak bir ortamda büyüseydi ve doğru yönlendirilmeseydi acaba bugün geldiği yerde olur muydu?"

Bir dönemin ünlü dergisi "Türkiye Yazıları"nın genel yayın yönetmeni, "Bingöl Hikayeleri", "Güneşin Savrulduğu Yerden" gibi Türk edebiyatına hizmet etmiş birkaç kitabın, sayısız hikayenin yazarı, Edebiyatçılar Derneği'nin kurucusu ve ilk başkanı, son zamanlarda edebiyata sırtını dönüp müzikle halvet olan 4 ciltlik "Müzik Ansiklopedisi", "Müzik Tarihi"ni ve çok sayıda müzik kitabını yazan müzikolog Ahmet Say'ın; Fazıl Say'ın babası olduğunu çok kimse bilmez. Mütevazı tavırlarıyla daha çok gölgede kalmayı tercih eden Ahmet Say'ın en önemli eserinin de Fazıl Say olduğunu bilmedikleri gibi. "Uçak Notları"nda, çocuğun yetiştiği ortamın ve ailesinin katkıları satır aralarında kendini gösteriyor;

"Müzik yaşamın rengidir. Notaları da ilkin renklerle öğrenmiştim. Üç yaşında olduğum o günlerden beri renklerden kopmadım. Bugün evde her renkten kalemim var. Çalışırken notalarımı çeşitli renklere boyarım. Aydınlık, doğal, sıcak bir melodi mi dediniz? Sarıdır o satırlar. Güneşin mutluluğun rengidir sarı. Dramatik geliştirim satırları kırmızıdır. Kanın, acıların ve yaşamın içinden... Brahms'ın doğayı kucaklayan sesleri, benim notalarımda yemyeşildir.

Dört yaşındaydım. Evde küçük bir yazı tahtamız vardı üstünde porte çizili...Do mavi, Re lacivert, Mi pembe, Fa turuncu, Sol kırmızı La yeşil, Si sarı...

Evimize, babamın arkadaşlarından obua sanatçısı Ali Kemal Kaya gelirdi. Saatler boyunca müzikli oyunlar oynardık ( ... F.SAY, "Uçak Notları", s.27)

Evde bir mini ksilofon, küçük bir elektrikli klavye, melodika, ağız mızıkası, oyuncak saksafon ve oyuncak trompet vardı. Duyduğum ezgileri ağzımla çalardım. Müzikli oyunlarıma annemle babam da katılırdı. O günlerden kalma bir kaset hala duruyor evde. Doğru dürüst konuşamıyorum ama adı verilen her parçayı bu çalgılarla çalıyorum (...s.28)"

Dört yaşında Mithat Fenmen'den müzik dersleri almaya başlayan Fazıl Say, ilk
yıllarda haftanın her günü, ilkokula başladığında ise haftada üç gün müzik derslerine devam eder;

"... Onun dersine yeterince çalışmadan gitmek, utandırıcı gelirdi bana. Eğer iyi çalamazsam, oturup kendi çalardı. Babam da teybine kaydederdi bu küçük konserleri. Eve gelince kasetleri hemen dinler, çalışırken onun müziğini örnek tutardım...O yıllarda babamla her Cumartesi sabaha konsere giderdik. Gümbürtülü orkestra yapıtlarına bayılırdım.

Cumartesi öğleden sonraları ise sokağa çıkıp oynardım...Zırt pırt sokağa kaçmayayım diye, bez bir topla evin koridorunda babamla futbol oynuyorduk. Eve gelen konuklarla da maç yapardık. Zaten onlar "yazar takımı"ndandı, her maça çıkarlardı. Cemal Süreya'yı hatırlıyorum. Ceketinin kolundaki düğmeler kopuktu. Meğerse hoşlandığı kızlara kolundan bir düğme koparıp armağan edermiş...a.g.k.s.32),

...Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımı düşündüğümde içinde yetiştiğim ortamın değerini daha iyi anlıyorum. Annem, babam, öğretmenim, konservatuar arkadaşlarım, yakın çevremiz, aydın dostlarımız..."

1994 yılında kendisine dünya çapında ilk ciddi başarı kazandıran, "Young Concert Artist" yarışmasının Avrupa elemelerini kazanan Fazıl Say, aynı yarışmanın dünya finaline katılmaya hak kazanır. Yarışmaya yaklaşık beşyüz kişi katılmış, Avrupa ve Amerika elemelerinden yalnızca 16 kişi kalmıştır. Bu finalde birinci olan yarışmacı jüri üyelerinin hepsinin eksiksiz "evet" oyunu almalıdır;

"15 Ocak 1995 Pazar günü öğleden önce girecektim yarışmaya. Babama telefon ettim. Saat farkı dolayısıyla Ankara'da gecenin ikisiydi. Babam bana moral vermek istiyordu. 'Belli olmaz baba' dedim, "Bakarsın Grönland'dan bir Jeni* çıkar...''Çıkarsa Türkiye'den çıkar'dedi, 'senden iyi Jeni mi olur? Bozkırları düşün..." Fazıl Say o yarışmada birinci olmuştur.

"Uçak notları"nda Fazıl Say, gezdiği gördüğü yerlerden, yaşadıklarına kadar pek çok şeyi akıcı bir üslupla anlatıyor. 1970 doğumlu genç bir piyanist eşliğinde, yaşarken çoğunu kaçırdığımız, ayrıntılarda saklı güzelliklerin, dinlediğimiz müziğin renklerinin farkına varabiliyorsunuz. Bach'ın, Mozart'ın, Wagner'in dünyalarına açılan kapıların arkasında gördüklerinizi, genç Say'ın rehberliğinde tanıma ve yorumlama şansı yakalayabiliyorsunuz.

Say, yirmi yedi yıl önce çıktığı müzik yolculuğunda bu dünyayı başka insanlara anlatacak kadar eski, dostlarını, tecrübelerini ve heyecanlarını başka insanlarla paylaşacak kadar genç.

"Uçak Notları"nda artık kaptan pilot koltuğunda oturan yazar, okuyucuları kah Manhattan'da Carnegie Hall'e kah Beşevler'deki konservatuar binasına götürür: "Bizim ev konservatuvara uzaktı. Bu erken saatte otobüs olmadığı için, beşi çeyrek gece
evden çıkar, yürürdüm. Karınlık ve soğuk vız gelirdi. Piyanoya gittiğimi düşündükçe sevinirdim. Ben giderken ay peşimden yürürdü... Beşevler'deki yeni konservatuvar binasına yeni taşınmıştık. Üç kış boyuncu kalorifer çalışmadı bu yeni binada. Oda buz gibiydi, üst üste üç kazak giyerdik.. Kamuran hoca evden bir elektrikli soba getirmişti, ama bu sefer sigorta atıyor soba yanmıyordu.

Sabah hava henüz ağarırken soğuk floresan ışığının daha da üşüttüğü bu odada, Bach'ın La minör Prelüd-Füg'ünü çalışıyorduk. "İnsan böyle bir eser yazıp ölmeli" diyordu hocam. Demek ki Prelüd-Füg, yaşamak kadar güzeldi... (a.g.k., s.34)"

Azmin ve disiplinin sonunda başarı kaçınılmaz gibidir; "Final konserine çıktığımda heyecanlıydım. Jüride hem Leibzig'in hem New York Filarmoni'nin ünlü şefi Kurt Masur'da vardı...Önce 'Nasrettin Hoca'nın Dansları'ndan 3.ve 4. Bölümleri çaldım. Bir alkış fırtınası koptu. Sonra Haydn sonatının ilk bölümünü yorumladım; özenle, incecik. Gewandhaus'un olağanüstü piyanosu ve akustiğinde kendimden ilk kez bu kadar güzel bir Hayd dinliyordum. Rahatlamıştım....Henüz 8-9 dakika olmuştu sahneye çıkalı. Litszt/sonat çalmak istediğimi söyledim. Eser 35 dakikadır. Kurt Masur'un sesi geldi: 'Füg'den başlayarak dinleyebilir miyiz?' Eserin son on dakikasını dinlemek istiyordu. Kasırga gibi başladım.

Kendimi hiç bu kadar formda hissetmemiştim. Parmaklarım benim bile inanamayacağım kadar özgürdü. Piyanonun tonu radikal ve dramatik bir hal almıştı. Sonradan anlattığına göre, Liszt çalmaya başladıktan 10 saniye sonra Kurt Masur'un elindeki kalem düşmüş, yerde kalmıştı. Program bittiğinde salon alkıştan inliyordu. Mutluydum..." (...a.g.k., s.14)

"Piyano çalarken ruhumun en uzak köşelerinde saklanmış güzellikleri bulup çıkarmaya çalışırım. Güldüren ve ağlatanla birlikte, binlerce derin duygu... Aradığım duyguları bulamamak beni deli eder. Reddedilmiş olmak gibidir bu. Dünyadan kovulmuş olmak gibidir. Aradığımı bulana kadar evin içinde çılgınca oraya buraya koşar dururum.

Sevgi herhalde böyle bir şeydir. İyi ya da kötü olan değil, doğru ya da yanlış olan değil. Somut bir şey de değil. Tin'dir bu. Tutku ve aşk.." (.a.g.k.,s.47)"

Kitap hacimce küçük toplam 168 sayfa. Yazar belki de bu yüzden kitabın sonuna bir indeks koymayı düşünmemiş ancak bizce bu sevimli kitabın belki de tek eksiği bu...

(*) FAZIL SAY "Uçak Notları", Müzik Ansiklopedisi Yayınları, Kasım 1999


Nalan YILDIZ - 2 Şubat 2000, Çarşamba


Tarih: 19:43, 10/11/2005 Kategori: MUZIK
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı
Bloglar Alemi

<- | Sonraki Sayfa ->